<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9" ?> 
<rss version="2.0">
<channel>
<title>Nuri KAHRAMAN </title>
<link>http://www.nurikahraman.com.tr</link>
<language>tr-TR</language>
<item><title> ORDU HAYAT ve BUNDAN SONRASI...</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=447</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="COLOR: black; FONT-SIZE: 20pt">ORDU HAYAT ve BUNDAN SONRASI...</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Geçen hafta Pazartesi günkü yazısına <B>“HAYAT GAZETESİ NEDEN YARI CANLI GİBİ?” </B>sorusunu başlık yapan ve bu çerçevede görüşler serdeden Muzaffer Bey haklı. Kendisine ve öteden beri gazetemize gösterdiği ilgi, yazı, görüş, düşünce ve yol gösterici, uyarıcıHakîkaten gazetemiz, onca kalabalık zengin görüntü, engin arka plân ve doğal beklentilere rağmen, ne teknik, ne ekip, ne de aktivite olarak hayâl edilen bir açılım, kapasite ve performansı ortaya koyamadı. İlk başlardaki gelişmeler yerini durağanlığa bıraktı. Özellikle son iki yılda rolantide bir seyir gösterdi. Hattâ, sanki, gitgide tâkâtten hep düştü gibi. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Nitekim, Muzaffer Bey yazısının devâmında;<B> “Bin bir imkansızlıklarla yayın hayatına devam eden Hayat Gazetesi, 6.yaşına bastı... Bu gün itibarı ile, geriye doğru dönüp baktığımızda öyle pek bir ilerleme göremiyorum, doğrusunu söylemek gerekirse.” </B>diyor.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Hemen hemen her gün mağazamıza uğrayan büyüğümüz Nâzım Amca, geçen gün yazıhâneye girer-girmez hemen <B>Ordu Hayat</B>’ı sordu. Muhâsebecimiz, diğer gazeteler arasından bulup verirken, <B>“Gazete burada, ama sanki biraz cansız gibi!”</B> demesin mi?</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Gerçekten, birkaç haftadır bir gariplik olduğu kendini belli ediyor. Son zamanlarda sayfa sayısı da azaltıldı. İşin içinde olmayanlar bile, gazeteyi şöyle ellerine aldıklarında bir heyecansızlığı hissediyorlar. Bunun elbet bir sebebi olmalı! </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Dıştaki beniz solukluğu, içteki deniz soğukluğunun, yâni bünyesel rahatsızlığın bir işâreti. Yüzüne bakınca, biraz zayıflık, yâhut renk kaçıklığı gördüğümüz kişiye hemen, <B>“Hayr’ola, n’oldu, hasta mısın?”</B> diye sorarız en azından. Öyle ya, bunun sebebi olsa olsa içtedir! Dıştan boya çalınmış olamaz ya!</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Evet sevgili okurlar, sizler de fark etmiş olmalısınız. Çünkü bu, dağıtıma da yansıdı. Aksaklıklar oldu. Bu anlamda adım başı şikâyetler aldık. Bir yerde bir rahatsızlık olmaya görsün; fonksiyonel zaaflar her yeri kaplamaya başlar doğal olarak. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Bir bakıma ve diğer yönüyle, sessiz-sedâsız yürüttüğümüz bu işin güzel yansımalara vesîle olduğunu da öğrenmiş bulunduk bu vesîleyle. Bizce olumlu olarak değerlendirilebilecek yankılar aldık. Böylesine okunduğumuzu, yolumuzun beklendiğini bilmiyorduk doğrusu. Yalnız, şunun bilinmesini isteriz ki, bundan sonra da, elimizden geldiğince, gazete, dergi olsun, dernek, vakıf vs. olsun, her fırsat ve vesîleyle okurlarımızın ve de insanlarımızın ilgi ve beklentilerine lâyık olmaya çalışacağız inşâllâh.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Geçen gün İmam-Hatip Câmii’ne gittiğimde önce Nedim Hoca, ardından Abdülkadir Demir, ikisi de, gazeteyi sabahtan hatim etmeye alıştıklarını, son zamanlardaki aksaklıklardan dolayı bu zevkten mahrum kaldıklarını belirttiler. Biz de, <B>“merak etmeyin, inşâllâh daha iyi olacak!”</B> dedik.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Bulunduğumuz yerlerde, çeşitli toplantılarda, sohbetlerde konuşma aralarında gazetemizde yer alan özel haberlere, köşe yazılarına zaman zaman atıflarda bulunuluyor olması, bilhassa uzaktakilerin bu bağlamda web sitemizi tâkip ediyor olmaları durumu, bizim için rutinleşen bu işin, yansımaları îtibârıyle oldukça olumlu bir işlev îfâ ettiğini gösteriyor.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Garajın orda, <B>Atom Tost</B> kafeterya abonemiz. Epey zamandır gazete gitmiyormuş. Sâhibi Göksel Bey bize haber gönderiyor; <B>“Son olarak GACAROĞLU konusunu okumuştum. Merakla gazeteyi bekliyoruz. Son sıralar gazete gelmiyor! Haberi olsun!”</B> </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Karşı komşumuz <B>Sâlih YÜKSEL</B> öyle. Dağıtıcımız hem gazetesini bırakır, sabah çorbasını da orda içermiş. Bir-kaç gündür yok diyor. Gazetemizin, renkliler dâhil köşe yazılarında fark attığı gibi, haber zenginliği itibârıyle de ötekilerle kıyas bile edilmemesi gereken doygunlukta olduğunu ifâde ediyor. Kendisine biraz sıkıntılardan söz edince çok üzüldü. Böyle bir gazetenin ilerleyecek yerde kadri bilinmez duruma düşmesinin ya da düşürülmesinin yöremiz için bir şanssızlık olduğunu söylüyor hayıflanarak.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Bütün okuyucularımızın aynı duyguları taşıdığına inanıyoruz. Demek ki, bir<B> “Hoş sadâ”</B> söz konusu. Bunun takdîrini biraz da gelecek zamanlara havâle ederek şimdilik diyoruz ki, tüm bunlar bir bakıma sevindirici şeyler. Gerçekten, gazetemiz yine de, yukarıda da vurgulandığı gibi, hiç de yabana atılmayacak bir özelliği yansıtmaya, yerel kültür değerlerini gün yüzüne çıkarmaya, toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğü gerçekleri dillendirmeğe çalışıyor. Gelecekte Ordu Basınını şu veyâ bu şekilde irdeleyecek olanların bunu kolaylıkla fark edeceklerini düşünüyorum. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Nitekim Muzaffer Bey daha şimdiden<B> “Köşe yazıları, haberleri, sayfaları düzeyli Hayat’ın. Allah için.. Tüm eli kalem tutan arkadaşlar, belirli bir seviyeyi tutturmuş gözüküyor. Habercilikte de öteki gazetelerden aşağı değil. Hatta bir çok gazetenin sayfalarında yer bulamayan nice&nbsp;<SPAN class=ecxapple-converted-space>&nbsp;</SPAN>güzel, anlamlı ve faydalı faaliyetlerden, çalışmalardan, ancak ve sadece HAYAT sayesinde haberdar olabilmekteyiz aziz müminler.” </B>şeklinde tespitlerde bulunuyor. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Ama, sonuçta doğru; evet, bu gün bir takım sıkıntılar var. Bu işte, bizim yapmaya çalıştığımız gibi, sâdece yazmak yetmiyor. Ayrıca, iyi bir işletmeci olmanız, piyasa dilini ve insan profilini karakteristik değişime uğramış boyutlarıyla algılayıp değerlendirebilmeniz gerekiyor. Hiçbir şey göründüğü gibi değil ve her anlamdaki piyasanın kuralları yazılı olanlardan çok farklı. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Hele, idealizmin geçerliliğini kaybettiği, vefâ ve dâvâ kavramlarının dolaşımdan kalktığı günümüzde, her şeye yalnızca kişisel menfaatler bağlamında bakıldığı yerde, ortaklarca kurgulanıp uçurulan güzel hayâller, güvenilen dağlara yağan kar misâli, menfaat kaktüslerine çarpıp küçük gözyaşı tânecikleri olarak, &nbsp;hırs ateşlerinin yalazında buharlaşıp gidiyor.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Muzaffer Bey’le devam edelim:<B><I> “</I><SPAN class=ecxapple-style-span>&nbsp;Birkaç şuurlu ve çağın farkında olan bir grup insan, beş sene önce bir gazete kurdu. Çok iyi, çok yerinde… Tamam da, neden hala “yarı canlı bu Hayat?” Neden trajı en azından bin değil? Bunu, kendini “Ulvi İnanç” kulvarında görenlere sormak isterim. Bu ne menem bir dağınıklıktır beyler? Hem de hanımefendiler?</SPAN><SPAN class=ecxapple-converted-space>&nbsp;</SPAN></B></SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="COLOR: black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<SPAN class=ecxapple-converted-space>&nbsp;</SPAN>150 bin nüfuslu şehirde “Ordu Hayat”, en az bin traj yapmıyorsa, bir yerlerde arıza var demek değil midir?”&nbsp;</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Evet ama, bu arıza şehirden çok bizde. Bunu kabul ediyoruz. Biz, tüm çaba ve arayışlarımıza rağmen, bu büyük gâyeyi sürükleyecek insicamlı, sağlam omurgayı bir türlü oluşturamadık. Bundan ve de okuyucularımıza, hem de kamuoyuna olan saygımızdan dolayı bu duruma bir son vermenin gereğine inandık. Bu gazetenin yeni bir heyecana ve işin erbâbı olan emin ellere, iyi bir açılım ve tanıtıma; ayrıca dağıtım ağına ihtiyâcı var olduğunu düşündük. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Sizin anlayacağınız, yeni bir durumla karşı karşıyayız sevgili okurlar. Genel kongremizi öne çekmemizin sebebi biraz da buydu. Dolayısıyla, hâl ve gidişi canlandırmak ya da gazeteyi daha profesyonel ellere tevdî etmek adına yapılacak radikal işler noktasında genel kuruldan yetki aldık. Bundan sonra gereği yapılacak ve yapılıyor da. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Yeniden yapılanma şart. Artık bizim, bu oluşumla nereye kadar gidebileceğimiz, bu işletimle neyi nereye kadar götürebileceğimiz anlaşıldı. Gazetenin daha iyiye gitmesinin ancak, işin erbabına devriyle mümkün olacağı kanaatine vardık. Daha doğrusu, bir tâze kan durumu söz konusu. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Şimdi, kendi talebi üzerine gazeteyi tevdî tercihinde bulunduğumuz arkadaş, <B>“göreceksiniz, gazete çok daha iyi bir yere gelecek, bir yıl sonrası her şeyiyle mükemmel, iddialı bir gazeteyle karşılaşacaksınız.”</B> teminâtını verdi bize.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Genç, dinamik, ticâretin içinden gelen ve gazeteyi tek elde toplayan arkadaşımıza biz de güveniyor, başarılar diliyoruz. İnşâllâh gözümüz arkada kalmayacak. Sizlerin, bizlerin, hepimizin katkılarıyla bu günlere gelen bu gazete, yine bizlerin ilgi ve destekleriyle çok daha iyi noktalara ulaşacak. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Hepimiz, kurucusu, öncüsü ve destekçisi olduğumuz eserimizle övünmeye devam edeceğiz. Buna gönülden inanıyoruz. Bizim için önemli olan, çok iyi düşüncelerle oluşturduğumuz bu kervanın yoluna devam etmesi. Hayâllerimizin sürüncemede kalmaması. Kurucusu bulunduğumuz müessesenin misyonuyla birlikte ber-devâm olması.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">30 ideâlist kişinin girişimiyle kurulup, süreç içerisinde 15’e, bu ay îtibârıyle de 1’e indirgenen ve 6. yıla ayak basacağı Hazîran’la birlikte yeni bir oluşum ve ruhla huzurunuzda olacak ve kaldığı yerden istikrarlı yürüyüşünü sürdürecek olan gazetemizin bundan sonraki seyrini hep birlikte merak, heyecan ve gururla tâkip edeceğiz. İnşâllâh, eserimizle övüneceğimiz bir geleceğe şâhit olacağız. Bundan şüphe duymamızı gerektirecek bir durum ve alâmetin bulunmadığı bir noktadayız.</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">Bizler, artık, umduğumuzdan çabuk bir şekilde gelişip, dün atılan imzalarla gazetenin sâhiplik ve teknik anlamında dışında da olsak bir yazar olarak buradayız. İmkân el verdiğince bu sayfalarda olmayı arzuluyoruz. Bu yeni durum ve konum vesîlesiyle, tüm Ordu Hayat âilesi olarak buradan, geçmiş beş yıllık süredeki sürç-i lisânlarımız ve hatâlarımızdan dolayı hepinizden özür ve helâllik diliyoruz. Ordu Hayat’ın bundan sonrasını omuzlamak için bize mürâcaatta bulunup süreci devralan arkadaşlarımıza, başta <B>Hüseyin YÜCE</B> olmak üzere teşekkür ediyor, kendilerine Yüce Mevlâ’dan hayırlı, üstün başarılar diliyorum. Sağlayacakları motivasyonla Ordu Hayat’ı çok daha iyi bir yere getireceklerine de inanıyoruz. Allâh (CC) mahcup etmesin inşâllâh…</SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="COLOR: black">&nbsp;Sevgili okurlar, son olarak, sizlerle, hayırlısıyla bir şekilde iletişim içerisinde olmamızın, kardeşliğimizin ve karşılıklı sorumluluklarımızın gereği olduğunu düşünüyor şahsım, yönetici ve ortak arkadaşlarımız adına hepinize sevgi, saygı ve sevdiklerinizle birlikte sonsuz mutluluk dileklerimizi sunuyorum. </SPAN><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P class=ecxmsonormal><B><SPAN style="COLOR: black">Yazar, okur, sâhip ve çalışanlarıyla berâber Ordu Hayat’ın yeni hâl ve gidişi Ordu’muz, yurdumuz, sizler, bizler, hepimiz için “hayırlı-uğurlu olsun” </SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P class=ecxmsonormal><B><SPAN style="COLOR: black">ve herkesler de niyet ve ameline göre lâyığını &nbsp;bulsun diyoruz ves’selâm… </SPAN></B></P>
<P class=ecxmsonormal><B><SPAN style="COLOR: black"></SPAN></B>&nbsp;</P>
<P class=ecxmsonormal><B><SPAN style="COLOR: black">ORDU HAYAT GAZETESİ</SPAN></B></P>
<P class=ecxmsonormal><SPAN><FONT size=2>18.05.2011</FONT></SPAN></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> İYİLİK HAREKETİ, İLÂHİYÂT BEREKETİ..</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=446</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 18pt">İYİLİK HAREKETİ, İLÂHİYÂT BEREKETİ…</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Cuma günü akşam, tam gazeteyi baskıya verecekken geldi manşetlik haber. YÖK, geçtiğimiz Nîsan ayında seçime giren rektör adaylarını aldıkları oylar, akademik, kişisel durumları ve dolayısıyle liyâkâtleri bağlamında değerlendirerek 15 Üniversite’nin üçer kişiden oluşan listelerini Cumhurbaşkanlığına sundu. Geldiği şekliyle verdiğimiz sıralama, meğer değişimin habercisiymiş. Zîrâ, 1. sıradaki aday, YÖK’ün de ilk tercihi anlamına geliyormuş. Mâmâfih, <B>Prof. Dr. Tarık Yarılgaç</B> Bey, önümüzdeki günlerde ODÜ rektörü olarak açıklanmaya en yakın isim olarak gözüküyor.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Artık bundan böyle Ordu’da daha güzel şeyler olacak, iyilikler ivme kazanacakmışçasına, öncü tezâhürler, ya da hem siyâsî hem de üniversâl anlamda değişimlerin temennahları mâhiyetinde programlar doldurdu bu hafta sonumuzu yöre olarak. Birbirinden habersiz ve bağlantısız olarak tevâfuk eden bu faaliyetlerin odağında ilâhiyât esprisi vardı. Belki de, bu üç organizenin hiç birinin birbirinden haberi bile olmayan ve bizim hem ilâhiyâtçılık hem de gazete ve dernek görevlerimiz bağlamında ilgi alanımıza girip gözlemleme imkânı bulduğumuz bir mutlu tevâfuktu bu. </SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Bir defâ, Ordu Müftülüğü’nde devam eden 3 günlük bir hizmetiçi eğitim semineri var. Başta Samsun ve Rize İlâhiyât fakültelerinden gelen öğretim üyeleriyle, İstanbul ve Ankara’dan gelen ilim ve kültür adamları ve pedagogların verdiği dersler oldukça verimli geçiyor. Seminerlere katılanlar çok memnun. Başta, hocaların samîmiyet ve hasbîliğinden, kimlik ve kişilikleriyle yansıttıkları pozitif havadan. Yüzlerindeki nur ve tavırlarındaki ağırbaşlılık, asâlet ve tevâzu yanında bir o kadar da sempatilerinden.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Bir diğer etkinlik, cep mesajıyla gelen dâvet sonucu katıldığımız Deniz Feneri programı. Ordumuzun seçkin sivil toplum kuruluşlarından OSGED’in ev sâhipliğinde yapıldı. Arkadaşlarımız İstanbul’dan gelmişler. Radyo programları ve yazılarından da tanıdığımız Recep KOÇAK ve Yûsuf BAYKAL. Meğer, bu arkadaşlarımız da İlâhiyât Fakültelerimizden mezunlarmış. Dünyânın her tarafına hizmet götürmeye çalışıyorlar. Bunu slâytlar eşliğinde anlattılar. Daha neler anlattıklarını buraya almamız mümkün değil. Hem anlatılamaz da. O işler, o duygular yapılarak ve de görülerek yaşanabilir ancak.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Şu kadarını söyleyelim ki, Deniz Feneri, tüm hayır örgütlerinin bayraktarı konumundayken dünyâ ve toplum mühendislerinin operasyonuna mâruz kaldı. Evrensel canavarlar ve onların yerel uzantıları, siyâsî hesapları ve aşağılık hırsları uğruna bu iyilik hareketinin ulaştığı kesimleri göz ardı edip, yaptığı dünyâ çapındaki hizmetlerini akâmete uğratmayı amaçlamışlardır. Büyük ölçüde de başarılı olmuşlardır. Ama, Deniz Feneri yılmamıştır. Medya boyutu doğal olarak zayıflasa da, bu evrensel iyilik örgütü kendini adım adım yeniden anlatma seferine çıkmıştır.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Hilâl Televizyonu’nun kendilerine kucak açtığını, orada haftada bir, başta SeyirFM olmak üzere çeşitli ulusal radyolarda da programlara katılarak kendileri ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiklerini anlatan arkadaşlarımız, Cumartesi günü de burada radyo ve televizyon programlarına çıktılar. </SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Sizin anlayacağınız misâfirlerimiz il il, bölge bölge dolaşıyorlar. Bıkmadan, usanmadan kendilerini ve hayır hareketlerini iğneyle kuyu kazarcasına yeniden anlatmaya, kendi tâbirleriyle zemin katta oturanlarla en üst kattakileri dostluk, kardeşlik ve yardımlaşma bağlamında buluşturup kaynaştırmaya çalışıyorlar. Ülkenin 4’te 3’lük bölümünü katetmişler. Allâh yardımcıları olsun. </SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Bizim zâten şüphemiz yoktu da, ama yine de dinlemekle yeniden iknâ olduk. Ayrıca getirdikleri hava, sergiledikleri görüntüler ve gösterdikleri dostluk, kardeşlik ve içtenlikle ihyâ olduk, tâzelendik. Ensar Vakfı’nda görev yaptığımız günlerden tanıştığımız, bir dönem yardım paketlerini dağıtma noktasında kendilerine yardımcı olmaya çalıştığımız arkadaşlarımıza her zaman yardımcı olmak bir görev. Hattâ, bir mecbûriyet. Çünkü, yardımcı olan aslında öncelikle kendisine yardımcı oluyor!</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Bir diğer güzel organizasyon da, bizi, başta 30-32 yıl önce İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden birlikte mezun olup o günden bugüne görüşemediğimiz, şu an Amasya İHL Müdürü olarak görev yapan <B>Davut KÖSE</B> Bey olmak üzere, ülkemizin ve de bilhassa bölgemizin çeşitli vilâyetlerinden gelen, Terme’den <B>Cemil DURAN</B>, Akçaabat’tan <B>Mustafa YETİM </B>Bey gibi tanıdık-tanımadık onlarca arkadaşlarımızla bizi buluşturan MEB Dinöğretimi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği İmam-Hatip Liseleri arası Karadeniz Bölge Kur’an-ı Kerîm’i Güzel Okuma Yarışması.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Görevde bulunduğumuz yıllarda bu tür organizasyonlarda çok bulunduk. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde seminerlere katıldık. Oralarda çok arkadaşlar tanıdık. Bu programlar, yarışmanın ötesinde, dostluk ve tanışmalara, kaynaşmalara ve muhabbete vesîle oluyorlar. Görüş alışverişi ve tecrübe paylaşımları yanında, asıl bu yönleriyle unutulmaz izler bırakıyor ve çok fayda sağlıyorlar.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Samsun, Sinop, Tokat, Amasya, Zonguldak, Çorum</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"> illerinden öğrencilerin katıldığı ve Ordu İHL’nin ev sâhipliğinde, güzel, başarılı bir organizasyonla gerçekleştirilen yarışma muhteşem oldu. İmam-Hatipli öğrencilerimiz, her zaman olduğu gibi bizlere unutulmaz dakîkalar yaşattılar. Rabbim yol ve bahtlarını açık eylesin. Madden, mânen emek verip bu günlere gelmelerine ve yetişmelerine vesîle olan yakınları, hayırseverler, görevliler ve hocalarından râzı olsun.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Sonuçlar gazetelerimizin haber sayfalarında yer alacaktır. Bizim burada söylemek istediğimiz, bu hafta sonu Ordu’da ilâhiyât bereketi vardı. Dolayısıyla bir iyilik hareketi söz konusuydu. Şunu kabul etmek gerekir ki, nerede ilâhiyât hareketi, orada hizmet bereketi. İşte bu hafta sonu da bunun kanıtı gibiydi.</SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Biz tüm bu olanları ayrıca, Ordu için bir İlâhiyât Fakültesi habercisi olarak algılıyor, değişimle gelecek hareket öncesi bir tevâfuk bereketi olarak görüyoruz. </SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Sevgili okurlar, hele bir de, İlâhiyât Fakültesi bir açılsın da; seyredin o zaman iyi, güzel hareketleri ve de bunların meyvesi olacak bereketleri!... </SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">Hep birlikte, duâ ve niyâz edelim de bir an önce gerçekleşsin; ves’selâm…</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt"></SPAN></B>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #2a2a2a; FONT-SIZE: 10pt">ORDU HAYAT GAZETESİ</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN><FONT size=2>08.05.2011</FONT></SPAN></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> GAZETE HAYAT(LAR)IN NERESİNDE?</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=445</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">GAZETE HAYAT(LAR)IN NERESİNDE?! </SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Gazete, dergi, basın, yayın, kısaca medya dediğimiz neşriyât kümeleri hitap ettiği toplumun, bulunduğu çağın aynalarıdır. Hem iç âleminin hem de dış âleminin. Küpün içinde ne varsa dışarıya o sızar. İçinizde ne varsa dışarıya o yansır. Bir ülkenin insanları hakkında fikir sâhibi olmak istiyorsanız, okudukları gazetelere bakabilirsiniz. Ancak, bu gazete dediğimiz aynalar, bizim bildiğimiz cinsten durağan değil, oldukça hareketli aynalardır. Belki bir ışıldak demek daha doğrudur. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Özellikle gazeteler bu anlamda insana daha yakın ve sıcaktırlar. İki tarafından tutup sayfalarında gezinirken onları rahat durur sanmayın! Çaktırmadan, satır aralarında, fotoğraf karelerinde bizlere bir şeyler fısıldarlar. İçlerinde geçenleri telkin ederler. Bu anlamda daha etkileyicidirler. Âdetâ, biteviye eğiten birer mekteptirler. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Televizyon gibi, diğer ekran yansımaları cinsinden sanal değillerdir. Ele alınır, cebe konulur, koyna sokulur, dokunulur, koklanır ve de saklanır hattâ.</B> Siz onu evirir çevirirken, o da sizi evirir çevirir. Duygular coşar, düşünceler harekete geçer. Hayâller kanatlanır. Uçar gider bir yerlere doğru. Gideceği yeri bilmeyenlere telkinde bulunur. Bilenlere bile “acabâ?” dedirtir. Binâenaleyh gazete önemlidir. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Ülkemize bir bakınız. Her türlü siyâsî, fikrî, ekonomik mücâdeleler basın üzerinden yürütülmüyor mu? Şu grup medya, bu grup medya. Hükümet yanlısı medya, muhâlefet medya, kartel medyası, yalaka medya vs. Dünyâ aktörleri de basın üzerinden söylerler söyleyeceklerini. Propaganda ve yönlendirmelerini de basın üzerinden yaparlar.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Diğer yandan okunan gazete, aynı zamanda bir şekliyle sizin durumunuzu da ele verir. Öyle ya, nerede duruyorsunuz? Dünyâya hangi pencereden bakıyorsunuz? Kendi durumunuz ne âlemde? İşte bunların hepsi hakkında bir fikir verir bağımlı olduğunuz gazete. Çünkü, <B>“Bir insanın seviyesi, okuduğu gazetenin ahlâk ve kültür seviyesincedir!” </B>denilmiştir.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Dolayısıyla, gazete seçimleri bilinçli olmalı. <SPAN>&nbsp;</SPAN>En kıymetli hazînemiz olan biricik zamanlarımızı ve alın teriyle kazandığımız paralarımızı alıp götüren, başta gazetelerimiz olmak üzere her şey, aldıklarından daha kıymetlilerini bize vermelidirler. Aksi takdirde çok zararlı bir alışveriş yapmış oluruz.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Gazete işte deyip, magazinel bir vakit geçirme olarak algıladığımız zaman dilimlerini üst üste koyduğumuzda, bu şuursuzca savrulmaların ne kıymetli hazînelerimizi alıp götürdüğünü biraz düşünürsek anlayabiliriz. Gerçekten bizlerin o kadar çok boş vakti var mı?</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>İşte biz gazete olayına bir vakit öldürme vesîlesi olarak bakmıyoruz. İnsan olmanın getirdiği sorumluluklar bağlamında<SPAN>&nbsp; </SPAN>birbirimizle dertleşip yardımlaşabileceğimiz bir plâtform olarak görüyoruz gazeteyi. Bu anlamda, hayırlara motor, şerlere ve şerîrlere fren olmaya gayret ediyoruz. </B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Heinrich Heine, <B>“Bu devirde fikirler için çarpışıyoruz<IMG src="file:///C:/DOCUME~1/furkanpc/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif" width=4 height=4> Gazeteler de kalelerimizdir.”</B> Çok doğru bir söz. Gazetenin, insana insan gibi bakan ve ona insanlığını unutturmayacak bir niyete odaklı bir misyonu olmalı. Evet, insansak, bir fikrimiz, inancımız, farkımız varsa bu okuduklarımıza da yansımalı. Okuduklarımızın bizi iyiliklerle, güzelliklerle, doğrularla buluşturma gibi bir gâyesi olmalı. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Yoksa, çirkinliklerle, yanlışlarla, kötülüklerle yoğurup meçhûllere savuracak bir okuma süreci kendimiz ya da çocuklarımızın geleceğine atılmış kör düğümlerdir. Kendi elimizle kendimizi ateşe atmaktır. Çelik-çocuğumuzu yakmaktır. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Sizin anlayacağınız; seçim her yerde<SPAN>&nbsp; </SPAN>sevgili okurlar. Seçici olmazsak seçkinler arasına giremeyiz. Ayak altlarında sürünür gideriz. Nitekim, Rabbimiz, her konuda seçici olmamız, her şeyin iyisini, hayırlısını, güzelini, faydalısını, hak katında geçerli olanını seçmemiz ve böylelikle seçkinler arasına girmemiz için, bakınız bizi nasıl uyarıyor:</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana; FONT-SIZE: 10pt">“Ey iman</SPAN></B><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana; FONT-SIZE: 10pt"> <B>edenler! Kendinizi</B> <B>ve ailenizi</B> <B>yakıtı insanlar</B> <B>ve taşlar olan ateşten koruyun…” Tahrim Sûresi;6</B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana; FONT-SIZE: 10pt">(Mallarınızı) Allâh yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin, doğrusu Allâh iyilik edenleri sever. Bakara 195)</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Sevgili okurlar. Geçen yazımızda sözkonusu ettiğimiz kongremizi, vekâletlerle birlikte, <B>Abdurrahman Tomakin, Aziz Altunsoy, Engin Tekintaş, Bilal Azaklı, Osman Çelebi, Nuri Kahraman, Şeyma Sayılır, Mehmet Ali Aydın, Osman Tomakin, Cemaleddin Yıldız, Tamer Tomakinoğlu, Rifat Tomakin, Selim Akçay, Mustafa Bülbül ve Mustafa Tomakin </B>imzalarıyle<B> </B>tam liste olarak gerçekleştirdik. Birbirimizden aldığımız mânevî güç, motivasyon ve heyecanla bugün daha kararlı ve azimli olarak huzurlarınızdayız. Mevlâ, iyi niyetlerimizde ve hayırlı gayretlerimizde bizi muvaffak kılsın. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Cumânız mübârek olsun. Gönülleriniz iyilik, güzellik, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma, hak-hakîkât, vefâ, sadâkât duygularıyla dolsun.</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Rabbim çocuklarımızı, bizleri, ülkemizi, tüm İslâm ve insanlık âlemini kötülerin, münâfıkların, sinsilerin, zâlimlerin, hâinlerin, insafsız ve vicdansızların şerrinden korusun ves’selâm….</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG></STRONG>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG>ORDU HAYAT GAZETESİ</STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><FONT size=2>05.05.2011 </FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> BUGÜN BİZİM KONGRE GÜNÜMÜZ</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=444</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center" class=MsoNormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">BUGÜN BİZİM KONGRE GÜNÜMÜZ</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal><SPAN>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Yaklaşık 5 yıldır her gün size ulaştırmağa çalıştığımız bu gazetenin, şirket olarak kurulup ana sözleşmesinin imza edildiği günün târihi <B>15 Hazîran 2006</B>. Ondan bir hafta sonra da gazetemizin ilk sayısını buluşturmuşuz sizlerle. Önceleri haftalık olarak yayınlanan gazetemiz günlüğe dönüşerek bu güne kadar, güzel bir süreç sergileyerek geldi ve Ordu Basın târihindeki mümtaz yerini aldı elhamdülillâh.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Bu, bizce ve dahi sizce, bölgemiz matbuâtı içinde kendine has bir yer edinen ve farklı bir fonksiyon icrâ ettiğine inandığımız gazetenin kuruluşunu gerçekleştiren ve dolayısıyle bu güzel hizmete öncülük etmiş bulunan, isimler sırasıyla şöyle:</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Abdurrahman Tomakin, Engin Tekintaş, Halit Tomakin, Eyüp Akarsu, Namık Özyurt, Recep Azaklı, Nuri Kahraman, Celal Tezcan, Sebahattin Öztürk, Tamer Tomakinoğlu, Aziz Altunsoy, Cengiz Keskin, Ali Yılmaz, Murat Kirpitçi, Selim Akçay, Osman Tomakin, Talip Can, Hayati Öztürk, Sezayi Akarsu, Cemalettin Yıldız, Mustafa Tomakin, Mehmet Ali Aydın, İmdat Yılmaz, Uğur Gümüş, Cemil Tanış, Bilal Azaklı, Rifat Tomakin, Yusuf Akarsu, Celal Tomakin, Şeyma Sayılır.</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Hayırlı bir işe omuz verdikten sonra, gerisi çok da önemli değil diye düşünerek zaman içerisinde şu veyâ bu sebep ve vesîleyle şirketten ayrılan arkadaşlarımız oldu. Çoğunun işleri başından aşkındı zâten. Faydalı bir çığır açmaya çalışanları yüreklendirmekten öte bir düşünceleri yoktu. Ortada bir beklenti de söz konusu değildi. Öyle olunca, şu an îtibârıyle 15 ortakla devam ediyoruz. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Şunu söylemek gerekir ki, burada herkes amatör. İçimizde profesyonel yok. Ne gazeteci, ne işletmeci ne de teknik eleman olarak.</B> Hepimiz de gazete emekçiliğiyle burada tanıştık. Yenilik ve hamle arayışlarımız, profesyonel eleman peşinde koşularımız bizi oradan oraya savurdu ama, umduğumuz sonuçları getirmedi. Hattâ hayâl kırıklıkları yaşandı. Sözün özü, gazeteyi ne sizlerin ne de bizlerin beklediği kıvama eriştiremedik.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Tüm bunlara rağmen gazetemiz, amatör ellerde de olsa, samîmiyetinden gelen güzellikle berâber sizlerin kâlbine girmeyi başardı.</B> Yukarda zikrettiğimiz öncü isimlerin hâlis niyetleri ve sizlerin fedâkârlık, duâ ve hoşgörüleriniz bize güç veren unsurların başındaydı.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Bize göre bu isimler Ordu yayın târihindeki özgün yerlerini aldılar.</B> Zannederim gazete de yayın süresince onların yüzünü kara çıkartacak bir şey yapmadı. Gönüllerine tercüman olmaya çalıştı. Bugüne kadarki çizgisi îtibârıyle kurucularını hayırla yâd ettirecek bir hâtıra bıraktı. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Bir defâ, yazar sayısı ve köşe yazılarıyla fark atan bir gazeteyiz. Bu anlamda gazetemizin bir mektep özelliği olduğunu söylemek de mümkün.</B> Sizlerin de fark etmiş olacağınız gibi, gazetemizle birlikte yazı hayatıyla tanışan isimler oldu. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Ayrıca, yayın politikası olarak ta olduğunca objektif olmaya çalışıyoruz.</B> Hattâ, bu tutumumuzdan dolayı hiçbir tarafa yaranabilmiş değiliz. Bizim de öyle bir beklentimiz yok gerçi. Bu da bir yayın için sıkıntı mıdır, yoksa ayrıcalık mı, tam anlayabilmiş değiliz?!</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Belki işin raconu budur. O kadarını bilemiyoruz. Dedik ya; amatörüz diye! Bu noktada her anlamda güvenilir bir profesyonel eleman bulabilir miyiz, yoksa kendimiz niyetlenip de süreç, imkân ya da yıllar müsâade eder mi, bilemiyoruz?!…</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Sevgili okurlar! Öteden beri hep, hiç olmazsa ayda bir, editöryâl anlamda, gazeteyle ilgili bir şeyler yazmayı düşünmüşüzdür.</B> Ama sıcak gündemler el vermemiştir. Bir dahaki sefere falan derken unutulup gitmiştir<B>. “Hayr’ola, bugün neyin nesi böyle?”</B> derseniz, bugün, şirket olarak kongre günümüz. Şöyle, bu vesîleyle sizlerle bir hasbihâl edelim dedik. Bilmem, iyi mi ettik?</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Gazete ve şirket ortakları olarak hep bir araya gelip, gündem maddelerini değerlendirme yanında birbirimizle aylar sonra görüşme imkânı da bulmuş olacağız.</B> Bakalım, gerekli katılım gerçekleşecek mi? Yoksa bir hafta sonraya mı kalacak? Ne kararlar alınacak? Gazeteyle ilgili ne değerlendirmeler yapılıp, neler konuşulacak? Önümüzdeki dönem için şirket yönetim kuruluna kimler seçilecek?</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Her ne karar alınırsa, her ne sonuç çıkarsa cümlesi de Ordumuz, yurdumuz ve de hepimiz için hayırlı olsun.</B> Rabbim, bu gazeteye kuruluşu ve sonrasında olumlu katkıda bulunan, başta siz kadirşinâs okurlarımız olmak tüm ortaklarından, çalışanlarından, şu veyâ bu şekilde emek verip katkıda bulunan, böylelikle iyiliklere, güzelliklere destek verip duâ eden cümle kardeşlerimizden râzı olsun… </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Bizler bu gazeteyi bir hayır hareketi olarak görüyoruz. Emîniz, sizler de öyle telâkkî ediyor ve olaya böyle bakıyorsunuz. Ve bugünlük son söz olarak hatırlatıp müjdeliyoruz ki;</B> <B>“Femen’ya’mel miskâle zerratin hayray’yerah: Kim zerre miktârı iyilik yaparsa mükâfâtını mutlakâ görür. Zilzâl:7).</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Bu duygu ve düşüncelerle; günümüz ve de kongremiz hayırlı olsun ves’selâm…</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG></STRONG>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG>ORDU HAYAT GAZETESİ</STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><FONT size=2>03.05.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> SITKI ÇEBİ, HÂKİ YENER; DAHA NELER, DAHA NELER...</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=443</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">SITKI ÇEBİ, HÂKİ YENER; <BR></SPAN></B></P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">DAHA NELER, DAHA NELER!...</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bu hafta sonu da Ordu için bereketli geçti. Cumâ gün bir grup gazeteci yazar arkadaşla Sıtkı Çebi’nin mezarını ziyâret edip dualar okumuş, kendisini hayırla yâd etmiştik. Eşi Fevziye Teyze tarafından yarın akşam merhum için yapılacak Mevlid merâsimine de dâvetli olduğumuzu konuşmuştuk.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Ay boyu sisli geçen nîsan’ın bu son Cumartesi de yer yer sislerle çevreli manzaralar arzetse de, kültürel renk cümbüşleri de kendini belli etti. Merakla beklenen Altaş TV, kurum içi deneme yayını yapmış bugün. Güzel ve başarılı olmuş. Her şey son sistemmiş. Ordu ve çevresi, bu yeni ve farklı olacağını düşündüğümüz yerel kanalı heyecanla bekliyor. Aynı zamanda kadro içerisinde yer alan Yâsin Çanakçı arkadaşımızın verdiği bilgiye göre, Altaş TV yakında deneme yayınlarına başlayacakmış. Haydi hayırlısı.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bu arada, bu hafta sonu Ordu’da bilimsel organizasyonlar da var. Biri ODÜ’de. Diğeri de, Ordu Şube başkanlığını Avukat Tewfik KARABULUT Ağabeyimizin yaptığı, 3 gün sürecek olan Aydınlar Ocağı 36. şûrâsı. Şûrâ, Cumâ gün öğleden sonra başladı. Çeşitli yöre ve üniversitelerden ilim ve kültür adamlarının katıldığı şûrâda bölgesel ilmî ve kültürel konularda tebliğler sunulup tartışıldı.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>30 Nisan 2011 Cumartesi günü ise Ocak Başkanlarıyla İstişare toplantısı yapıldı. Şura, 1 Mayıs Pazar günü 'Şura Bildirisi'nin açıklanmasıyla sona erdi. Sanırız, bu her iki programla ilgili ayrıntılar basına yansıyacaktır.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">AFGANİSTANLI KARDEŞİN ANLATTIKLARI</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bizim asıl söylemek istediğimiz, bu bağlamda Ordu’ya gelen Afganistanlı bir kardeşimizle tanışmamızdır. Afganistan’la ilgili 1. ağızdan, ezberlerimizi bozan bilgiler almamız. Çok güzel Türkçe konuşan arkadaşımız Afganistan’ı, yöneticiler, halk, sistem ve kurumlar olarak genel hatlarıyla anlattı. İçimiz ezildi. Çünkü, durum içler acısı. Orada, halkın etkinliği yok gibi neredeyse. Şu kadarını söylemek gerekirse, ekonomik, siyâsî, kültürel, hangi sahada olursa olsun, ülkede at oynatan tüm aktörler hâricî. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Uzun lâfın kısası olarak anlaşılan şu ki, kardeş Afganistan, o yiğit Afganistan şimdi, içlerindeki beyinsizlerin, dışlarındaki medenî geçinen vicdansız canavarların marifeti ve işbirliği ile koyu bir cehâleti, ağır bir yoksulluğu, çâresizlik ve sâhipsizliğin daniskasını yaşıyor. Allâh kurtarsın demekten başka şey gelmiyor aklımıza. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bir de, geçmişte büyük roller oynamış bir millet olarak üzerimize çok şeylerin düştüğüne dâir düşünceler. Rabbim hepimize akıl, fikir ve iz’an versin. Sorumluluklarının boyutunu idrâk ve gereğiyle amel şuuru ihsân eylesin.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">HEM DÂVET, HEM MUHABBET!</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Her neyse biz Ordumuz’a dönelim. O gün konuştuğumuz gibi, akşamın ardından Sıtkı Çebi merhûmun ZaferiMillî Mahallesi Sıtkı Çebi Sokaktaki evine gittik. İnsanlar konağı altlı-üstlü doldurmuşlardı. Muzaffer Günay oradaydı. Bumin AKGÜN, Fevziye Teyze’nin yeğeni, âileden biri; her merâsimde orada zâten. Bir zaman sonra Muzaffer Yüce Ağabey de geldi. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha önce tevâfuk ettiklerini hatırlamadığımız Halil Mermer ve Zeki Sönmez Beyler de gelince, muhabbet halkası genişledi, sohbet daha da bir tatlandı. Kendileri bu dönem aday adayıydılar. Seçim çalışmaları dolayısıyla adaylarla birlikte Mesûdiye civârındaymışlar. Oradan direkt buraya intikâl etmişler.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Katılımcıların edebe riâyetle, güzelce dinlediği, üç hocaefendi tarafından icrâ edilen &nbsp;programın ardından çok hoş bir ortamda, siyâsetin uğramadığı, yerel târih ve sembol kişilikler ağırlıklı istifâdeli konuşmalar yapıldı. Burada ayrıntıya girmeyeceğim; sanırım Muzaffer Bey de konuşulanları hâfızasına nakşetmiş olup değerlendirecektir. </P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">“HÂKİ YENER” DİYE BİRİ ve RÜYÂSI</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Ancak, âcizâne olarak, kısaca şunu söyleyeceğim ki, <B>Hâki YENER</B> ismi de Ordu’nun unutulmaması gerekenleri arasındaki yerini almalı. Zâten öyle de, ayrıca hayâtı kitaplaştırılmalı demek istiyorum. Gelecek nesillere de mîras olarak kalmalı. <B>Zeki Sönmez</B> Bey, merhumun dâmadı. Anlattığı rüyâ bile, bu ismin kitaplaşması için yeterli bir sebeptir. Onun ve <B>Muzaffer YÜCE</B> Amca ve diğer tanıyanların anlattıkları oldukça orijinâl. Araştırmaya başlansa daha neler çıkar ortaya kimbilir. Her köyde, her bucakta onunla ilgili hâtıraları olan niceleri vardır diye düşünüyorum. Şâhitler azalmadan yola koyulmalı bence. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Hem, <B>Hâki YENER</B> adını taşıyan kurumlarımız var. Bunlardan biri, meselâ bir eğitim kurumu bunu kendine görev ittihaz edebilir. <B>Muzaffer Bey, Sıtkı ÇEBİ</B> merhumun hayâtını&nbsp; kitaplaştırdığı gibi onu da yazabilir. Sanırım, başta âilesi olmak üzere her kes destek verecektir. Çok da güzel bir biyografi çıkabilecektir ortaya. Ve bu kesinlikle yapılmalı kanaatindeyiz. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Ama burada, her şeyden önce; Muzaffer Bey’le Zeki Sönmez’in baş başa vermesi çok önemli. Ordu kültürü, hâfızası ve gelecek nesiller adına bu adımı kendilerinden bekliyoruz… </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Görüyorsunuz ya sevgili okurlar; konular oldukça çok, yer ise fevkâlâde dar. </B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Binâenaleyh ve de maal’esefil’esef, bugünlük te bu kadar; ves’selâm…</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG></STRONG>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>ORDU HAYAT GAZETESİ</STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><FONT size=2>01.05.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> KÖY-ŞEHİR, DERS-İBRET...</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=442</link><description><![CDATA[<DIV id=haberdetay>
<P style="TEXT-ALIGN: center" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">KÖY-ŞEHİR, DERS-İBRET!...</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Dünyâda olduğu gibi ülkemizde de çok tartışılan bir konu oldu köpek besleme meselesi. Bizim zamanımızda böyle bir problem yoktu. Köyde her kapıda en az bir köpek olması, olmazsa olmazlardandı. 2, 3 köpek olan kapılar da vardı. Zağar dediğimiz, enik dediğimiz, hopal dediğimiz, karabaş, ala baş vs. çok çeşitli isimlerle çağırdığımız kapı köpeklerimiz vardı. Av köpekleri de cabası.</P>
<P class=ecxmsonormal>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonra çarşılara geldik. Köpekler gitti. Onlarla birlikte inekler, danalar, tavuklar, cücükler, atlar, eşekler, katırlar; ne varsa gitti. Sizin anlayacağınız köylülük gitti. Köye gitmelere devam olsa da, köylülüğe elvedâ. Şimdi, köydekiler de çarşılı. Ekmekler, domatesler, fasulyeler; her şey, her şey çarşıdan. Artık karşıdan, karşı komşudan, tarladan diye bir şey yok. Marketten, ya da AVM’den.</P>
<P class=ecxmsonormal>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama, tüm bunlara rağmen, hayvan sevgisini insanların içinden söküp atamazsınız. Vatandaş, şehirde de yaşasa, köpek beslemek istiyor. Ya da taşımak. Kedi beslemek istiyor. Örneklerini çok görüyoruz. Biz de, onları görünce ister istemez ilgilenmek durumunda kalıyoruz. Uzaktayken uzak kalabilirsiniz, lâkin yakınınızdaysa es geçemezsiniz.</P>
<P class=ecxmsonormal>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nitekim, geçen sabah mescide namaza giderken uzaktan siyah bir köpek peydâ oldu. Beni görünce, sanki kırk yıllık dostmuşuz gibicesine kuyruk sallaya sallaya çevremde dönmeye başladı. Sevimli hareketleriyle berâber bizi mescide kadar getirdi.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Mescidden çıktıktan sonra aynı hareketler devam etti evin kapısına kadar. Ama, öyle çok yüz verme, dostluk gösterme şansımız olmadı. Çünkü, köy olsa neyse ne; ama çarşı şartlarında bu mümkün değil. Müsâade de yok. Çünkü sonuçta, şartlar da bunu gerektiriyor. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Kim bilir, hayvan köyden getirilip ortalığa mı bırakılmıştı? Yoksa yavruları mı vardı besleyecek? Böyle olduğu âşikâr gibi sanki. Zîrâ, henüz çöp bidonlarıyla tanışmış değil olmalı. O taraflara hiç bakmıyor bile. Köyden inmiş şehre, şaşırmış birdenbire!</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Burada bir eziklik duymamak mümkün değil. Sizi bir değer yerine koyup bir şeyler umuluyor. Sizse kendi âleminize yumuluyorsunuz. Bu çok acı. İnsanlar için de bu böyle. Çevresine madden, mânen faydalı olabilecek insanların, çevresiyle hiç ilgilenmeden yaşaması ne kadar kötü bir şey eğer düşünürseniz.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bugün toplumun ne çok meseleleri var ilgi ve çözüm bekleyen. Âmirler, memurlar, bürokratlar, siyâsîler, zenginler, güçlüler; var da var. Ama, siz bu sâhip olduklarınızı size kimin verdiğinin ve niçin verdiğinin farkında mısınız? Onları size verenin, sizin de kullarla ilgilenmenizi istediğini hiç düşündünüz mü? Düşünmüşüzdür de, ne yapmışızdır? Önemli olan bu.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bunun fakirlik zenginlikle ilgisi de çok yok. Zengindir, kimseye zırnık faydası olmaz. Fakirdir ama, sevgisiyle, gönül zenginliği, bilgisi, insanlığıyla çevresi için örnek ve ışık insan olabilir. Yeter ki, faydalı olmak istesin. <B>“Komşu komşunun külüne muhtaçtır!”</B> sözünü bu açıdan da değerlendirebiliriz.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">KÖPEKTEN ALINAN DERS!</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Tam burada, insanların hayvanlardan bile alabilecek şeyleri olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim, hayvanlarla ilgili yüzlerce örnekten bir tanesi olarak, ilim ve irfan dünyâmızın ulularından, ahlâk ve mâneviyât örneklerimizden <B>İmam-ı Şibli </B>Hazretlerinin, bu bağlamda değerlendirilebilecek, kendi irşadına sebep olan bir olayla ilgili olarak anlattıklarını bir ibret olmak üzere zikredebiliriz. O şöyle anlatıyor:</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>“- Bir gün, akan bir nehrin kenarında şaşkın şaşkın bekleyen bir köpek gördüm.</B></P>
<P class=ecxmsonormal><B>Köpek, kuruyan ağzından dilini sarkıtmış, nefes nefese suya bakıyor, fakat ondan bir yudum su içmeye de cesaret edemiyordu.</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Meğer ne zaman suya eğilse, suyun içinde kendi aksini görüyor, başka bir köpek zannıyla korkudan geri çekiliyordu.</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>&nbsp;Nihayet bu işin, bir netice getirmeyeceğini anlayınca birden kendini suyun içine attı.</B></P>
<P class=ecxmsonormal><B>O kendini atınca, tehdit eden aksi de ortadan kaybolduğu için, kana kana sudan içti.<BR>Köpeğin bu halinden ibret aldım. Çünkü benim nefsim, daima beni tehdit ediyor, maneviyat ab-ı hayatından içmemi önlüyordu. </B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Birden, ona aynı olan arzu ve heves perdelerini yırttım, işte o zaman, karşımdan kayboldu. Ve ben, iman ve islam yolunda maneviyat ab-ı hayatından doya doya içmeye muvaffak oldum. Nefsimle olan mücadele imtihanını kazandım.”</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Değerli okurlar; ister fakir, ister zengin olalım. Yeter ki kâinâta kulluk bilinci ve ibret nazarıyla bakıp, bize verilen az ya da çok her ne imkân varsa onları o anlamda değerlendirmeye çalışalım. Bizi aldatarak, Rabbimizin yolundan alıkoyan her ne varsa, onları araştırıp hayâtımızdan uzaklaştırma gayretinde olalım. Yoksa yarın, -Allâh korusun!- her şey için çok geç olabilir! Bu duygu ve düşüncelerel diyoruz ki;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Cumâlarımız mübârek olsun. Yüreklerimiz kulluk bilinç ve sevinciyle dolsun…</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Gönüllerimiz; îmân ve sevgi üzre giderek “dârüs’selâm”ı bulsun ves’selâm…</B></P></DIV>
<P><BR>ORDU HAYAT GAZETESİ</P>
<P><FONT size=2>28.04.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> İDRİS NAİM ŞAHİNİ NASIL OKUYALIM?</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=441</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">İDRİS NAİM ŞAHİN’İ NASIL OKUYALIM?!</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Olaya, baştan biraz şaşırmış olabiliriz. Çünkü, hepimizin kafasında bir takım listeler vardır. O şimdi alt üsttür. Bunun sebebi, daha önceki denklemlerde Ünye’nin baştan bir sonraki sıralarda yer almasıydı. Bu defâ, 2. sıranın da aynı taraftan tercih edilmesi beklentileri tamâmen tersyüz edince olay polemiklere zemin hazırladı.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Ancak, İdris Naim Şahin’in adaylığını sıradan bir olay olarak değerlendirmemek gerekir.</B> İlk ve genel geçer değerlendirmeleri bir yana bırakalım. Olaya soğukkanlı ve iyimser taraftan bakmaya çalışalım.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 16pt">“İDRİS NAİM” DEDİKLERİ…</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Bir defâ, İdris Naim Şahin kimdir? Önce bunu iyi düşünmek gerekir.</B> Niye derseniz; öncelikle, İ.Naim Şahin, Sn. Başbakanımızın İstanbul Belediye başkanlığından bu yana hep yanında bulunan, tâbiri câizse <B>“yâr-ı gârı”</B> mesâbesinde can arkadaşıdır. Başbakanımızın yol boyu kendisini iyi tanıdığı, bilgi ve birikimine güvendiği, asra damgasını vuran partisini neredeyse gözü kapalı emanet edebildiği bir isimdir. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">Teşkilâtların şekillenmesinde ve adayların belirlenmesinde Başbakan’dan sonra 2. isimdir. Bu anlamda bakanlardan da daha prestijli bir noktadadır. Bu dönem belki de, ayrıca bakan olarak değerlendirilmesi de muhtemeldir.</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Tüm bu ağır ve sorumluluk isteyen görevlerden başka olarak, başta Ünye ve civârı merkezliler olmak üzere her tür sosyal, kültürel, toplumsal faaliyetlere destek vermenin ötesinde bizzat katılmaya da çalışmaktadır. Ordu vilâyetine hitap eden dergi ve gazetelere, inter-net sitelerine bakınız; hemen hemen hepsinde <B>İdris Naim Şahin</B> vardır. </SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">Daha geçenlerde Ordu’daydı. Ordu’ya gelmez biri değil. Ama bu, biraz da dâvete ve organizeye bağlı. Siz çağırmamışsanız niye gelsin ki?!</SPAN></B><SPAN style="COLOR: black"> Enver Yılmaz’ın yeri göğü inleten, herkesi kulak kabartıp dinleten son çıkışları, arada bir yerlerin geçilmez, görünmez; köprülerin de yıkık olduğunun bir kanıtı niteliğindeydi. Ankara-Ordu arası bağlantıların ne denli sorunlu ve hattâ kopuk olduğunun bir göstergesiydi. </SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black; FONT-SIZE: 16pt">İDRİS NAİM+ DİĞERLERİ+FAHRİ BEY!</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Biz, diğer illeri ve Ünye’deki muhabbeti görüp, hep derdik ki, Ordu’da niye bu böyle olamıyor diye?! Hattâ, şahsen ben içten içe kızıyordum, <B>“İdris Bey Ordu’nun durumuna niye el atmıyor, oralardaki muhabbetten buralara da tat katmıyor?”</B> diye. Bu konuyu, İl Genel Meclisi üyesi olan kardeşi <B>Fahri Bey’le</B> zaman zaman konuşmuşuzdur da. Bu gizli dileğimizi, kendisinin bizzat el atarak gerçekleştireceği aklımızın köşesinden geçmezdi. </SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Şunu kabul edelim ki, eğer bunu bir nakîsa olarak değerlendiriyor olsak bile, bizim bunu hak ettiğimizi peşînen kabul edelim. <B>Çünkü biz, dillere destan Ak Parti hükümetinin 2 dönemini hebâ ettik. O güzelim havalar buralarda esmedi. Birileri önümüzde hep engel teşkil etti. Kişisel menfaatler uğruna yüz binler bu zevkten mahrum bırakıldı. Ve, bunu sezen yukarıdaki irâde, bu işe böylece, bir nevî &nbsp;el koydu.</B></SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Hem, mâlum, İdris Naim Bey her yerden aday olabilirdi. Nereye gitse ret görmezdi. Her yere uyardı. Ordu’dan aday olması, hem bir Ordulu olarak bizim için en büyük bir avantajdır. <B>Ben inanıyorum ki onun bir eli, belki de ayağı da bundan böyle Ordu’nun üzerinde olacaktır. </B></SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Ordu’nun böyle güvenilir, güçlü bir irâdeye, kalite siyâsete ihtiyâcı da vardır. Çünkü o, bu anlamda çok ihmâle uğramış, maddî, mânevî, kültürel hizmetlerden bütünüyle mahrum kalmıştır. &nbsp;</SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black; FONT-SIZE: 16pt">BAŞBAKAN ORDU’YU SEVİYOR…</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Kimbilir, Sn. Başbakanımız belki de ona şöyle dedi<B>: “İdris Bey, gel seni iline gönderelim, şu Ordu’ya sâhip çık. Şu Orduyu ayağa kaldıralım. Senin vilâyetinin hep polemik, dedikodu ve kısır çekişmelerle vakit geçirmesine, böyle yerlerde sürünmesine gönlümüz râzı değil. Bir yerden başlayalım. Haydi bakalım; ekibini kur, çık yola. Gazân mübârek olsun!”</B></SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Şimdi yapılacak şey, İdris Naim Bey öncülüğündeki <B>Mustafa Hamarat, FatihHan Ünal, İhsan Şener, Harun Çakır, Mustafa Çaya</B>’dan oluşan dürüst, nitelikli, birikimli kadronun arkasında durmaktır. &nbsp;Ayrıca, duâyı da unutmamaktır. Çünkü, Ordu hepimizin Ordu’su…</SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">Orada burada dillendirilmeye çalışılan, ne millî, ne mânevî, ne de insânî değerlerimizin hiç birinin kriterlerine uymayan olumsuz propagandalara kulak asmayalım.</SPAN></B><SPAN style="COLOR: black"> </SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black">Görünen köy kılavuz istemez. Oyalanmaya gerek yok. Artık, geçen süreçlerden ve yaşananlardan, ortaya çıkan sonuçlardan yeterince ders almış olmamız lâzım. Şu an için en mâkul olan şey, realist davranıp, önümüze gelen şansı değerlendirmekten ibâret. </SPAN></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">Ordu için, daha faydalı olacak bir alternatifi olan varsa, buyursun söylesin…</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">Ordumuz için de, yurdumuz için de en doğrusunun bu olduğu gözüküyor.</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">İdris Naim Şahinli güçlü liste hepimiz için hayırlı olsun ves’selâm…</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black"></SPAN></B></SPAN>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><B><SPAN style="COLOR: black">ORDU HAYAT GAZETESİ</SPAN></B></SPAN></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><SPAN class=ecxapple-style-span><SPAN style="COLOR: black"><FONT size=2>22.04.2011</FONT></SPAN></SPAN></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> FÂTİHHAN ÜNALIN SORUMLULUĞU..</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=440</link><description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">FÂTİH’HAN ÜNAL’IN SORUMLULUĞU…</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Ak Parti’nin ülke ve dünyâdaki ve de özellikle komşular ve kardeş coğrafyalardaki imaj ve politikalarına diyecek yok. Hizmetler de o biçim.&nbsp; Çalışmalar, belirli bir plân dâhilinde, öngörülen prensipler doğrultusunda kararlı bir şekilde sessiz-sedâsız devam ediyor. 2023 projeleri de ülkeye özelde konfor, küresel anlamda farklı bir yer sağlayacak çapta. Tek kelimeyle, ufuk projeler.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Kim ne derse desin. Çok noktalarda uygulamalar, sinsilerce çarpıtılıp sevimsizleştiriliyor, iyi niyetleri istismar ederek, kendisi ya da çevresi için menfaat celbine dönüştürenler olabiliyorsa da, esas îtibârıyle, genel anlamda hükümet çalışıyor. </P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt">GELEN HİZMETLER, GİDEN EMEKLER...</SPAN></STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Ordu bazında değerlendirecek olursak; <STRONG>Havalaanının Mayıs’ta temelinin atılacağı yetkin ağızlarca açıklandı. Dereyolu Eymür, Karaağaç üzerinden; köprü, viyadük ve tünelleriyle dağ-taş, dere-tepe demeden gece-gündüz son sürat ilerliyor. </STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>Doğalgaz gerçeği ortada. Daha geçen hafta, en az Havaalanı ve Dereyolu kadar önemli bir projeyi, çevreyolu ile ilgili çalışmaları müjdeledi. Yine dünkü gazetelerde haber olarak yer alan Botanik Bahçesi projesi ortada. </STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Sağlıkla, sosyal güvenlik, özürlü ve engelli, muhtaç vatandaşlarımızla ilgili ulaşılan hizmet noktaları, kısaca hârika kelimesiyle özetlenebilir. Daha neler, neler… </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><B>Öyle olmasına öyledir de, unutkanlık özelliği ağır basan milletimize bu gerçekleri sık sık hatırlatmak ta herkesin boynunun borcu. Tabiî başta siyâsîler olmak üzere. Hep gezmek-dolaşmak, ilgiyi sıcak tutmak gerek.</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Bunca hizmeti görmeyen göz olabilir mi bilmem? Ama, ne derler; <B>“Burası Türkiye! Burada her şey olur, ve de burada her şey mübahtır!”</B> Her şeyden önce,&nbsp;insanoğlu unutkan bir varlıktır. Dünü, hem de çarçabuk olmak üzere unutmak gibi özelliklerimiz vardır. Bir de, her gün her gün yeni meselelerle eskiler unutturulup, kafalar karıştırılıyor. Âlemde kafa karıştırıcı özelliği ve de işi bu olan dâhilî ve hâricî sayısız odaklar var. Bu hepimizin mâlumu.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>Netîce olarak, yöresel icraat ve uygulamalar noktasında hepsi de mühim elbette ama, iktidar adayları daha bir önem arz ediyor bu anlamda.</STRONG> Gönül ister ki tüm isimler gitsin; ama her partiden gidecek isimler 3 aşağı 5 yukarı belli gibidir. Ama, yine de böyle düşünülmemeli. 4 zâten gider deyip yatarsan 3 bile sıkıntıya girebilir. Çalışırsan 5 de gider.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 13.5pt">KANKALAR ve de ÇANTALAR</SPAN></STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Dolayısıyla bu düğümü çözecek olan isim, öncelikle <B>FâtihHan ÜNAL</B>’dır. 1’de, 2’de çok önemli. Onlar önder isimler olarak en büyük şans ve motivasyon. Ancak, bu isimler kimler &nbsp;olurlara olsunlar; buradaki vatandaş <B>FâtihHan Bey</B>’i tanır. Çünkü sonuçta, iktidarın Ordu yetkilisi o olacaktır. Aradaki bağlantıyı sağlayacak ve de düğümü çözecek olan o. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>O zaman ona düşen ve gözetmesi gereken ilk şey, kendisini şimdiye kadarki çevresiyle sınırlamaması gerçeğidir. Aksi takdirde hayâl kırıklığı yaşamak işten bile olmayabilir. Ki, ne onun, ne de kimsenin&nbsp;buna aslâ hakkı olmadığı unutulmamalı. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>Vatandaşın oyu delege oyuna benzemez. Tek tek ayağına gitme ister. Mesudiye demeden, Kabadüz, Turnalık, Gotana&nbsp;demeden, Gölköy, Gürgentepe, Yeniköy-Eskiköy demeden, uzak yakın, kaş-bayır demeden karış karış dolaşmak ister. </STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Tüm bölgeyi, yerine-yurduna, cemaatine-grubuna, rengine-durumuna bakmadan kucaklamak, en azından el sıkışmak, ya da hiç olmazsa uzaktan selâmlamak ister. Sâdece belirli bir çevreyle <B>KANKA </B>olup, diğerini <B>ÇANTA, </B>yâni <B>KEKLİK</B> görmek en azından kendisine gösterilen teveccühe ve güvene saygısızlık, Ak Parti’ye de ihânet olur. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Kendisini, buradaki yılların anlı-şanlı isimlerini öne geçerek tâ Ankara’lara duyurabilmiş olan <B>FâtihHan ÜNAL</B> elbette bunu da başaracaktır. Güçlü bir vekil olacağı muhakkak. Ancak halktan alınacak elektiriğin önemi de küçümsenemez. Seçime iki aydan daha az bir zaman kaldığı şu saatlerde, bırakınız dakîkaları, sâniyeyi bile bu anlamda boşa geçirmeyip, ganîmet bilmelidir.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center; TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal align=center><STRONG>İŞİN HAYIRI, YOLUN BAYIRI...</STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>Sn. ÜNAL. Adaylığınız tekrar hayırlı olsun. &nbsp;Hizmet bayrağı artık sizin elinizde. Zorlu bir seferin başındasınız. </STRONG>Ordulu seçmenler ve de vatandaşların muhâtabı bundan böyle sizsiniz. Bu dönem en büyük yük sizde. Ve de tüm gözler üzerinizde. Seçmek onlardan, gönüllerine göre fasıl geçmek te sizden. Mûsikî ile ilgilenen, sanatkâr ruhlu bir kişilik olarak ne demek istediğimizi iyi anladığınızdan emîniz. &nbsp;Allâh yâr ve yardımcınız olsun.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal>Artık, geçmiş bulanık dönemlerin sizinle durulacağını, kirliliklerin yer bulamayacağını, ordan-burdan pis kokuların gelmeyeceğini, vekâletin sizin elinizde emânet bilinciyle özdeşleşerek güleryüzlü, açık-seçik, halkla paylaşılan, sevimli, tatlı, güzel, içimizi ısıtan, yüreğimizi ferahlatan, şeffaf bir hizmet bereketine dönüşeceğini düşünüyoruz. Rabbim muvaffak kılsın. Duâlarımız sizinle.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=ecxmsonormal><STRONG>Son söz olarak,&nbsp;bu seçim sürecinin tüm partilerimiz, adaylarımız, Ordumuz ve de yurdumuz için hayırlı-uğurlu olması dilek, arzu ve temennîsiyle,&nbsp;hepinize sevgi, saygı, hayırlı başarı ve sonsuz mutluluk dileklerimizi sunuyoruz ves’selâm…</STRONG></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal>ORDU HAYAT GAZETESİ</P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>20.04.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> ORDUDA DEĞİŞİM RÜZGÂRLARI..</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=439</link><description><![CDATA[<P><IMG border=0 hspace=0 alt="" src="galeri/4935724139.jpg"></P>
<P>&nbsp;</P>
<P>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" class=MsoNormal align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 20pt">ORDU’DA DEĞİŞİM RÜZGÂRLARI…</SPAN></B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Dünkü yazımda, hafta sonunu <B>Trabzon, Rize</B> taraflarında geçirdiğimizi belirtmiştik. Her ne kadar, biraz uzaklara gitmiş olsak da, hattâ dünyânın öbür ucuna da gitsek buralardan kopmamız mümkün değil. Buralar bizim doğup-büyüdüğümüz yerler. Bizi taşıyıp yaşatan ve de bunun karşılığı olarak da bizden ilgi bekleyen yerler. Bu nedenle onunla ilgili olmak yediği ekmeğe karşı borçlu olmanın ötesinde bir vefâ duygusu gereği en azından.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Daha cumartesi gün Of’tayken öğrenmiştim ODÜ Rektörlük seçimlerinin sonucunu. Nasıl olsa Cumhurbaşkanı’na 3 isim gidecekti sonuçta. Elbette, her hâlükârda değişim imkân ve ihtimâli söz konusuydu. Ama, ilk iki ismin, neredeyse başa baş, diğerinin de yabana atılmayacak miktarda bir oy almış olması değişim kartının şansını oldukça artırdı. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Şunu söylemek gerekir ki, yıllar yılı büyük heyecanlarla beklediğimiz Ordu Üniversitesi, kuruluşundan bu güne, arzuladığımız manzarayı bir türlü bahşetmedi bize. Halk da, Üniversitesiyle kaynaşamadı.</B> </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Sanki Üniversite soyut bir âlem; kendi çaldı kendi oynadı. Yanına aldıkları da, oyunlarına ayak uyduracakların ötesine geçmedi. Herkesin ayak uyduracağı, aynı heyecanı paylaşacağı, halkın örf, âdet, inanç ve geleneklerini hiç nazar-ı îtibâra almadı..</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Kim ne derse desin; Ordu’da siyâset ayrı telden, Belediye öbür telden, Üniversite de ap ayrı telden çalıyor. Bu bir gerçek.</B> Durum böyle olunca da orada âhenk ve huzur nasıl gerçekleşebilir? Sağduyu kendine nasıl yol bulabilir? O şehirde hangi huzurdan söz edilebilir? </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Birilerinin bir araya gelerek kendi aralarında kendileri çalıp kendileri oynaması, kendi kendilerine oynaşması belki mümkün olabilir ama, o müessese ve yaptıklarının aklı selimle bağdaşması, ve de dolayısıyla toplumla kaynaşması mümkinâttan olamaz. Sanki nitekim Ordu’da bunu yaşamakta gibiyiz. Ki, bu aslâ böyle gitmemeli. </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Mâlûm, biz de yoktuk buralarda. Elemanlar, ajanstan gelen başlığı aynen koymuşlar gazeteye. Bundan dolayı da bayağı tepki aldık. Duyarlı okuyucularımıza buradan ayrıca teşekkür ediyoruz. Bana göre, hiç kimse değil; <B>ODÜ’nün Rektörlük seçim sandığından DEĞİŞİM çıktı.</B> O haberin başlığı buna göre şekillenebilirdi. Gerçi, bunun sonuçla bir bağlantısı yok ama, duyarlılık noktasında şık bir tavır olabilirdi. Çünkü, değişime hepimizin ihtiyâcı var.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Gerçi, Cumhurbaşkanımız ne diyecek? Tercihini hangi yönde kullanacak, bilemiyoruz?! </B>Lâkin, bu oy tablosu, mevcut durumdan memnûniyetsizliğin en büyük kanıtı gibi gözüküyor. O zaman, kim olursa olsun, sonuçta bunu böyle okumak, ODÜ’nün genel havasında ve imajında, halka ve topluma dönük değişiklik ve yenilikler yapmak zorunda.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Biz, bu noktada çok ümitliyiz. Bugün şehirde attığımız tur ve edindiğimiz izlenimler siyâsette olduğu gibi üniversite de değişikliğin –inşâllâh- kaçınılmaz olduğunu haber veriyor.</B> </P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Aday listeleri bile artık çok değişik. İktidar da öyle, muhâlefet te! <B>Nerde Rıdvan YALÇIN, Enver YILMAZ ve hattâ, nerde Rahmi GÜNER? </B>Bu manzara karşısında, üniversitenin yerinde sayması muhâl gibi gözüküyor. Ama, yine de takdir, tabiî ki Cumhurbaşkanımız’ın!</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Geçen akşam dönerken öğrendiğimiz 2. haber de <B>Celâl ŞAHİN</B> Hocamız’ın vefatıydı. Kendisi 2 aydır OMÜ Tıp Fakültesi’nde yoğun bakımdaydı. Allâh rahmet eylesin. Makâmını da cennet eylesin. Toplum onu eğitimciliği, çıkar bağlamı bulunmayan sağduyulu hizmet eksenli siyâseti ve hayır hizmetlerine öncülüğüyle tanıyor. Tabandan tavana olmak üzere, her kesimden cemaati ve de dolayısıyla, <B>“makâmı cennet olsun!”</B> duâlarına âmin diyenleri oldukça fazlaydı. Kendisini <B>Beyli’</B>deki mezarlığına kadar uğurladık. Yolu açık olsun. Mevlidde de dillendirildiği gibi, Mevlâ;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>“Yoldaşın îmân, makâmın cennet et!”</B>sin.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B><SPAN>&nbsp;</SPAN>“Süleymân-ı Fakîre”</B> olduğu gibi ona ve bir gün o hâl ile hâllendikte,</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Sizlere, bizlere ve de hepimize <B>“rahmet et”</B>sin.</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal>Âlemlere rahmet olarak gönderilen efendimizin ve de dînimizin merhamete verdiği önemin vurgulandığı şu günlerde, Yüce Rabbimiz hayâtta kalanlarımıza da, fert, toplum, âile, müessese ya da tüm yöre halkı ve millet olarak hepimize iyilikler, güzellikler, hayırlar, hasenâtlar yönünde değişim ve dönüşümler ihsân etmek sûretiyle, üzerimizden merhametini esirgemesin…</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><B>Yüzlerce, binlerce, milyonlar ve de milyarlarca âmin ves’selâm…</B></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG></STRONG>&nbsp;</P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><STRONG>ORDU HAYAT GAZETESİ</STRONG></P>
<P style="TEXT-INDENT: 35.4pt" class=MsoNormal><FONT size=2>18.04.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item><item><title> OFUN HAYRETİ, ORDUNUN ŞÖHRETİ...</title><link>http://www.nurikahraman.com.tr/blog.asp?id=438</link><description><![CDATA[<DIV id=haberdetay>
<P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">OF'UN HAYRETİ, ORDU'NUN ŞÖHRETİ...</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal>Cumâ günü, ikindiyi bekleyip namazı kıldıktan sonra çıktık yola. Bu, aylardır, belki de yıl veyâ yıllar geçeli ilk kez hep bir arada olarak gerçekleştirme imkânı yakaladığımız kısa mesâfeli bir ziyâret yolculuğuydu. Büyük çocuklarımız okulları dolayısıyle gurbette oldukları için, öyle eskiden olduğu gibi âilece hepimizin bir arada olma zamanları yılın sayılı günlerine tevâfuk edebiliyor artık. <BR>Nitekim, Samsun'daki çocuğumuzun geldiği bu hafta sonunu, ne zamandır plânladığımız iki ziyâreti gerçekleştirme adına fırsat bildik. Havaların yağışlı olması dolayısıyle köye gitme durumlarının zayıflaması da bu düşüncemizi uygulama noktasında bizi cesâretlendirdi. Konuyu büyüklerimizle de paylaşıp kararı verdik ve yola koyulduk.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">GİRESUN'DAN TRABZON'A...</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal><B>Hem Of'ta, hem de Trabzon'da yakınlarımız var. Birer akşam kalıp döneceğiz inşâllâh. Yakınlarımız dedikse, ikisi de bacanak. </B>Of'taki Gümüşhacıköylü ve burada bir ilköğretimde müdür olarak görev yapıyor. Oraya, çocuk görme bağlamında gidiyoruz. Rize'deki bacanak da, Bulancaklı ve oraya taşınalı da 5-6 ay kadar oluyor. <B>Rize Diyânet Eğitim Merkezi'</B>nde ihtisas kazandı. Ayrıca, <B>Rize İlâhiyât Fakültesi</B>'nde mastırını tamamladı. Şimdi tez aşamasında. 4 yıl boyunca burada kalacaklar. <BR><B>Sürati seven bir şoför değilim. Ayrıca, hep bir arada olunca, muhabbet daha da bir sarıyor. Arabada olan yakınlık evde olmuyor. Onun için 80-90 arası gidiyoruz.</B> Trabzon, Yomra, Arsin derken, oralarda bir yerde durup akşamı kıldık. Biraz daha gidince, bir de bakmışız ki Of'a gelmişiz.<BR>Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadık. Belki biraz muhabbetten ama, yollar da çok güzel olmuş. Kıvrımlar azalmış. Yolculuk, tek kelimeyle bir zevk. Yûsuf Kerem saymış. Tam 12 tünel geçmişiz Giresun'dan Of'a. Akşam teyzesi de bu sayıyı onayladı. Oradan Rize'ye giderken de var bir-kaç tâne.<BR><B>Hele Trabzon'dan geçiş bir hârika. Eskiden, bu bir kâbustu. Biryerlerde mutlakâ takılıyordunuz. Şimdi, ok atımı bir mesâfeden şehri ve güzelliklerini de temâşâ ede ede tatlı bir akış ve bakışla kayıp gidiyorsunuz özlemlerinize doğru.<BR></B>Sanki, aman bu tatlı yolculuk hiç bitmesin dercesine yavaş gitmemize rağmen 3 saat dolmadan Of'a gelmiştik. Biz şehre girerken yatsı okunuyordu. Sora sora evin önüne geldik. Baktım hemen orada câmi var. Abdestimiz de olduğu için, çocuklar eve geçerken ben cemaate gittim. İçeri bir girdim, şöyle göz gezdirdim. Cemaat bana çok değişik geldi. Duâ edilirken de inceledim. 30 kadar cemaat vardı. 20'den fazlası sakallıydı. Tabiî, başta hoca efendi de. Namaz boyunca mikrofon falan da açılmadı. Sonradan sorduğuma göre, sâdece cumâda açıyorlarmış.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">PÂKİSTAN'DAN OFİSTAN'A!</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal><B>Âmener'rasûlü'den sonra, giyinişleri de dikkâtimi çeken, her hâlde bizim gibi misâfirler diye düşündüğüm bir-kaç kişi öncülüğünde 12-15 kişi kadar bir grup halka oluşturdular. Meğer bunlar Pâkistanlıymışlar. </B>Mâlum, Dâvet ve Tebliğ ekibindenler. <BR>Önce, hocaefendiyle tanıştık. Sonra da o, onlarla bizi tanıştırdı. Sonra da, onlardan biri Urduca bir kitaptan okudu. Rizeli bir ağabey de Türkçeye aktardı. Kitap, sahabe hayâtını anlatıyor. Hayâtüs'Sahâbe muhtevâlı bir kitap.<BR>Sabah namazına da indim. Grup yine orda. Yine sohbet oldu. Cemaat bu defâ 20 kadardı. Öğlede 50 kadar oldu. Her namazın sonunda halka oluşturulup 5-10 dakîkalık ta olsa ders yapılıyor. Sorular ve muhabbetle iş uzayabiliyor. Nitekim öğlede biraz uzayınca Pâkistanlı bir kardeş içerden, memleketlerinden getirdikleri, oraya özgü farklı hurma, şeker ve fıstıklardan oluşan ikram tabakları getirdiler. Her şeyin en tatlı yanı sâdelik ve doğallığıydı.<BR><B>Zâten bu câmide her şey doğaldı. Ses öyle. Okuyuş öyle. Hoca Efendi, sabah namazında bile, farzdan önce, cemaat birikene kadar bir şeyler okuyalım dedi. Efendimizden iki hadis okudu. </B>Namazın peşinden salavât zikirleri okundu. Sonra Dâvet ve Tebliğci arkadaşlar sohbet yaptı. Hiç yapmacık yok. Arı-duru okuyorlar. Her sohbetin sonunda da birisi duâ yapıyor. Her kes de âmin tutuyor.<BR><B>3 vakit onlarla namaz kıldım. Çok istifâde ettim. </B>Aklımda çok az da kalsa, onları sizlerle paylaşmak isterdim. Ama, gördüğünüz gibi mümkün değil. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim ki, imam arkadaşın söylediğine göre <B>DİYÂNET İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ</B>'nin 7. cildinde bu cemaatle ilgili geniş bilgi varmış. Merak edenler oraya bakabilirler.<BR>İmam arkadaş diyor ki; <B>"bunlar çok farklı. 3 gün onlara katıldım. Eve, beni ölüm hâricinde aramayın! dedim. Onlara takılıp gittim Bulancak taraflarına doğru. Gerçekten çok feyizli oluyor. Mânen ilerlemek isteyenlere tavsiye ederim" </B>dedi. Yaşadıkları hâtıralardan söz etti.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">ORDU'NUN ŞÖHRETİ!</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal>İşin Ordu tarafına gelince; ilk akşam onlarla tanışma faslında, Ordulu olduğumu, benzer arkadaşların geçtiğimiz yaz Ordu'ya da geldiğini, onlarla görüşüp muhabbet kurduğumu söyleyince, içlerinde Rizeli olup ta onlara tercümanlık yapan ağabey hayretle;<BR><B>" Nee? dedi. Oraya bizim gibiler, bu saç-sakal ve kıyâfetle oraya gelebiliyor mu? </B>dedi. Bir târih biz gelmek istedik. Sınırdan içeri alınmadık. Çok zorluklar yaşadık!" falan dedi. Ben de hatırlıyorum, sizler de hatırlayacaksınız; sanki bir zamanlar böyle bir şeyler olmuştu.<BR>Ben de,<B> "Adı üstünde; Ordu, o kadar olacak! Ordu deyince biraz duracaksın" </B>diyerek lâtîfeyle geçiştirdim. O günlerin elhamdülllâh geçmişte kaldığını söyledikten sonra, kendilerini Ordu'da da misâfir etmekten memnun olacağımızı da belirttim.</P>
<P style="TEXT-ALIGN: center" align=center><B><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">ORDU OF, RİZE OF!</SPAN></B></P>
<P class=MsoNormal>Evet, Rize'den selâmlar sevgili okurlar. İnşâllâh, birazdan dönüş yoluna koyulacağız. Of'a azıcık ta olsa yine uğrarız büyük ihtimâlle. Yalnız Yusuf burayı çok sevdi. Dün Rize'de birlikte dolaşırken şehirden sâhile kadar kıvrıla, döne inen, örneğini ilk burada gördüğümüz demir direkler üzerine monte edilmiş tahta köprüler özellikle onu cezbetti. Havadan, alttaki vasıta ve insan akışını seyrede ede çeşitli sokak ve caddeler üzerinde dolaşıp güzel tesislerle donanmış sâhil boyuna uzanmak hoşuna gitmiş olmalı ki;<BR><B>"Baba, artık buraya taşınamaz mıyız? Ben burayı çok sevdim!" </B>demez mi? Ama, mâlum; çocuk işte! Olacak şey değil! Nitekim, o da sonra anlamış olmalı ki, sabah kahvaltıda lâfı; <B>"Yazın yine gelebiliriz, değil mi?" </B>ye çevirdi. <BR><B>Aslında memleketimizin her yanı güzel. Rabbim cümlemize, sevdiğimiz kadar gezmeyi ve görmeyi de nasip eylesin inşâllâh. </B>Zîrâ, pâkistanlı kardeşlerin de, dâvet esprilerini açıklarken vurguladıkları gibi su bile durdukça kokar. Akan sular ise hem kendi hep tâze kalır, hem de gittiği yerlere hayat verir, canlılık getirir.<BR><B>Rize'den, Of'tan hepinize selâm; gezmeye-tozmaya, yazmaya-çizmeye devâm...<BR>Darısı, benzerleri ya da yenileriyle, -hayırlısından- hepimizin başına ves'selâm...</B></P></DIV>
<P><BR>ORDU HAYAT GAZETESİ</P>
<P><FONT size=2>17.04.2011</FONT></P>]]></description><pubDate>3/26/2012</pubDate></item></channel></rss>